ONUR ÖDÜLLERİ

Macit Koper

“Sanatçı olmak, kendini ifade etmenin en etkili yollarından biri, belki de birincisidir. Her türlü yabancılığı zihninden, bünyenden ve çevrenden defetmenin, yabancılıkla mücadele edebilmenin yoludur. Gördüğü, rastladığı, okuduğu ya da duyduğu her şey, yani hayat; insanda kimi sorulara yanıt arama gereksinimi doğurur. Bu gereksinim de yeni sorular üretir hayata dair. İşte sanatın herhangi bir dalıyla giriştiğimiz uğraş – ki bu aynı zamanda bir yaşama biçimidir – bu ürettiğimiz soruları sormaktır.” der Macit Koper.

  Ürettiği soruları sorma ve o sorulara yanıt arama macerası lise yıllarında Beşiktaş Halkevi’nde tiyatroyla ilgilenmesi ile başlar, daha sonrasında LCC Tiyatro Okulu’nda Muhsin Ertuğrul, Ayla Algan ve Beklan Algan’ın öğrencisi olarak devam eder eğitimine. 1969 yılında yolu Dostlar Tiyatrosu ile kesişir ve on yıl boyunca -Dostlar Tiyatrosu ekonomik sebepler nedeniyle kapanana dek- dramaturg, yönetmen ve oyuncu olarak çalışır. 

  1983 yılına dek ilgilendiği ve çalıştığı asıl alan tiyatro iken Atıf Yılmaz ile tanışıklığı ona başka bir kapı açar. O dönemlerde içinde Onat Kutlar ve Ömer Kavur’un da bulunduğu bir arkadaş grubu ile çıktıkları yemeklerden birinde Atıf Yılmaz ondan bir film öyküsü yazmasını ister. Bu istek üzerine yazdığı öykü kısa sürede senaryoya dönüştürülür ve Seni Seviyorum (1983) ile Macit Koper’in senaristlik macerası da başlar.

  Artık sinemada hem oyuncu hem senarist olarak çalışmakta olduğu sıralarda, Orhan Oğuz’dan Yusuf Atılgan’ın Anayurt Oteli romanının Ömer Kavur tarafından beyazperdeye uyarlanacağını duyar. Hiç düşünmeden “Zebercet’i ben oynayacağım.” der. Ancak adı, Ömer Kavur’un Zebercet için düşündüğü 20 kişilik listenin içinde bile yoktur. Ne var ki,“bir gündüz düşü gibi” emindir Zebercet’i oynayacağına. Öyle ki, başrolünde oynadığı Aaahh Belinda (1986) filmini Ömer Kavur’a izletir ve oradaki performansını gören Ömer Kavur rolü ona vermeyi kabul eder.

  Macit Koper, “Her türlü iletişim bir yolculuk, her türlü iletişimsizlik ise bir iç yolculuktur. İletişimsizliğin nedenini aramak için kendine döner insan, hiç kolay değil, bir çeşit zoraki kahramanlıktır bu.” der. Anayurt Oteli (1986) hem Ömer Kavur’un kendi sinemasında iç yolculuğu işlemesinin hem de Macit Koper’in yıllar sonra “beraberliğimiz sanatsal bir ömre bedeldi” sözleriyle anacağı dostluklarının başlangıcıdır. Türk Sinemasında yerleşmiş ve baskı haline gelmiş kriterlere başkaldırılabileceğini Anayurt Oteli ile kanıtladıktan sonra Gece Yolculuğu (1987), Akrebin Yolculuğu (1997) ve Karşılaşma (2002) gibi pek çok filmde birlikte çalışırlar. Üzerinde birlikte çalıştıkları son film senaryosu olan Kardeş, Ömer Kavur’un aramızdan ayrılışı sebebiyle çekilemez. Macit Koper “Sinemaya bakışıyla, kendine özgü felsefesi olan önemli bir sinemacı dostumu yitirdim. Benim için çaresizlik bu işte…” diye anlatır yakın dostunu kaybedişini. 

  Ömer Kavur’la olan serüveninin yanı sıra İrfan Tözüm, Atıf Yılmaz, Erden Kıral, Zeki Ökten gibi pek çok yönetmen ile hem senarist hem oyuncu olarak birçok filmde çalışır Macit Koper. Bir yandan da tiyatro yönetmenliği ve dizi senaristliğine devam eder, pek çok projede oyuncu olarak yer alır.

  2017 yılında bir köşe yazısında “Anayurt Oteli’ni okuyup bitirenler Zebercet’tir. Başlayıp orasında burasında bırakanlar da Zebercet’tir. Hiç okumayanlar, Zebercet olduklarını bilmiyorlar daha…” diye yazar. Herkesin aklına kazınan efsanevi oyunculuğuyla Türk Sineması’nın Zebercet’i, halen sanat vesilesiyle kendini ifade etmeye, soru sormaya, cevap aramaya ve mücadelesine devam etmektedir. Yine onun sözleri ile bitirelim: “Sanat bizi iyileştirir. Keşke herkes bunun farkında olsa…

20. EFF ONUR ÖDÜLLERİ

SOSYAL AĞLAR