GIOVANNI SCOGNAMILLO

 1933 yılında, 4 yaşındaki bir çocuk, babasının müdürlüğünü üstlendiği Elhamra Sineması’nın girişinde annesiyle oturmuş beklemektedir. İçeriden, o sırada gösterilen Kayıp Ruhlar Adası (1932) filminin seslerini duyunca yavaşça salona doğru süzülerek hayatında ilk defa film izlemeye başlar. İçeride yalnızca dört dakika kalabilir çünkü bu kısa sürede film, çocuğu öyle korkutmuştur ki çığlıklar atarak çıkar salondan, güç bela atar kendini İstiklal Caddesi’ne. Çocuğun ismi Giovanni Scognamillo’dur. Henüz kendisi de dâhil hiç kimse, o caddeyi seksen dört yıl daha adımlayacağı- nı, sinemaya tutkuyla bağlanacağını, bu trajikomik tanışmaya rağmen korku sineması dendiğinde akla gelen ilk isimlerden biri olacağını bilemez...

 Sinemayla tanıştıktan sonra, yaşıtları okuldan sokağa top oynamaya koşarken Giovanni, sinemanın yolunu tutar. Babasının işi nedeniyle çevredeki tüm sinemalar ücretsizdir Giovanni’ye, her izlediği filmle biraz daha artar içindeki sinema tutkusu. Öyle ki lise yıllarında hayatına giren insanları, özellikle kız arkadaşlarını sinema bilgisi sınavından geçirmeye başlar. Charlie Chaplin’i sıkıcı bulmaları, filmin yarısında kalkıp gitmeleri, Giovanni’ye göre yeterli ayrılık nedenidir. Sinema, hayatının en derinine işlemiş öylesine güçlü bir sevdadır ki gözü başka bir şey görmez.

Otuzlu yaşlarında sinema yazarıdır, kırklarında reklamcılık alanında çalışır, ellilerinde yazarlığa başlar, altmışlarında tüm bu uğraşlarının yanında film eleştirileri de yazar. Kırkı aşkın kitabı, gazetelerde film eleştirileri yayımlanır, dergi editörlüğünün yanında, üniversitelerde sinemayla ilgili dersler verir. Kazandığı hiçbir deneyim, ne nezaketine ne işine gösterdiği özene gölge düşürür. ‘Sinema tarihinin belleği’ denilen Scognamillo, ilerleyen yaşına inat, her yeni yılda daha büyük bir şevkle oturur çalışma masasının başına.

Korku sinemasına gösterdiği özel ilgisi nedeniyle kitaplarında işlediği konuları, çizdiği resimleri, araştırmaları Scognamillo’yu, korku sineması hakkında usta bir bilgi avcısına dönüştürür. Scognamillo adına, bilimkurgu ve korku dallarında ödül törenleri düzenlenir (GIO Ödülleri – FABİSAD). Yazıları, yabancı basın kuruluşları aracılığıyla dünyanın pek çok yerinde yayınlanır, hatta vampir Scognamillo diye, söylentiler bile çıkar. Her zaman çok sevdiği karanlık dünyaları, apaydınlık zihniyle harmanlar. Sözün özü, seksen yedi yıllık hayatının sonunda Scognamillo’nun adı sinema tarihine, korku öğelerine, fantastik edebiyata, bilimkurguya ilgi duyan herkesin karşısına ya bir kitapta, ya bir gazetede ya da bir dergide kesinlikle çıkacaktır.

Yaşamının son aylarında, ilerlemiş yaşıyla hastalıkları onu zorlamaya başladığında, yorulmuş bedeninin, ilk yıllarındaki gibi çocuksu kalabilen kalbine ayak uyduramaması ağrına gitmeye başlar. Gerçekleştirilen son söyleşilerden birinde, artık süresinin dolduğunu, gezegenine geri dönmek istediğini söyler. Gerçekten kısa süre sonra, Onat Kutlar’ın deyimiyle Beyoğlu’nun Kontu, arkasında paha biçilemez onlarca eser, yüzlerce öğrenci bırakarak gezegenine geri döner. Sevenlerinin zihnindeyse, çok sevdiği Beyoğlu’nun sokaklarında her gece hayali peleriniyle gez- meye devam eder, edecektir. 

19. EFF ONUR ÖDÜLLERİ

SOSYAL AĞLAR